AdresKartaltepe Mah. İncirli Cad. No:26 Bakırköy / İSTANBULÇağrı Merkezi444 8 623

İç Hemoroid Belirtileri Ve Tedavisi

İç hemoroid belirtileri, hastalar tarafından çok kolay fark edilemeyebilir. Bu nedenle makat bölgesinde hissedilen şikayetlerin ardından mutlaka bir Proktoloji doktoruna danışmak gerekir.

İç Hemoroid Belirtileri Ve Tedavisi

ic_hemoroid_belirtileri_ve_tedavisi.jpg

Hemoroid Neden Olur?


Hemoroid (basur) hastalığı, anüs bölgesinde bulunan damarların bazı etkenler (kronik kabızlık veya ishal, ıkınma, uzun süre oturma, aşırı baharatlı ve acı tüketimi, gebelik vb.) sebebiyle zarar görerek kabarması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Makat bölgesinde, şişen yastıkçıkların dışarıya çıkması sonucu hasta oldukça sancılı ve zorlu bir sürece girebilir. Tuvalete gitmek sıradan bir ihtiyacın giderilmesi dışında bir işkence gibi gelmeye başlayabilir. Hemoroid rahatsızlığı kişide iki farklı şekilde oluşum gösterebilmektedir: İç (internal) hemoroid ve dış (ekstarnal) hemoroid. Dış hemoroid, iç hemoroidden farklı olarak anüs çıkışında konumlanmakta ve elle hissedilip, gözle görülebilen bir konumdadır. Makat bölgesinde morumsu bir renk oluşturabilmektedir. İç basur ise, rektumun iç kısmında yer almaktadır ve tedavi edilmediği sürece evre evre ilerleyebilmektedir.

AYAKTAN, YATIŞ GEREKTİRMEYEN Hemoroid Tedavisi Hakkındaki Videoyu İzlemek İçin TIKLAYINIZ

Hemoroid hastalığının oluşum göstermesinin öncelikli olarak önüne geçebilmek için; kişinin günlük alması gereken ve vücudun ihtiyaç duyduğu 2,5 – 3 litrelik su alımına özen göstermesi, sebze, meyve, tahıl gibi lifli besinleri tüketmeyi ihmal etmemesi, hareketsiz bir yaşamdan kaçınması ve düzenli bir tuvalet alışkanlığına sahip olması gerekmektedir. Bununla birlikte fast-food gibi hazır gıda tüketiminden mümkün mertebe kaçınması ve aşırı acı ya da baharatlı besinleri sıkça tüketmemesi önerilmektedir. Ayrıca tuvalette uzun süre oturmamaya da dikkat edilmesi gerekmektedir. Öyle ki, tuvalette uzun süre oturmak anüs bölgesinde baskıya sebep olup, hemoroid hastalığının oluşma riskini arttırabilmektedir. Bu koşullar kişinin hayatında sağlanmadığı takdirde basur hastalığının neden olabileceği bazı belirtiler ortaya çıkabilmektedir.

AMELİYATSIZ LAZERLE Hemoroid Tedavisinin Avantajlarını Görmek İçin TIKLAYINIZ

İç Hemoroid (Basur) Belirtileri

İç basur, kişilerde oluşum göstermeye başladığı andan itibaren, tedavi edilmediği sürece ilerleyerek şekil alabilen bir hastalıktır. Bu sebeple bu hastalığın oluşturduğu evrelere göre, hastada yarattığı şikâyet ve belirtiler de değişiklik gösterebilmektedir.

1. Evre İç Hemoroid

Bu evrede kişiye çok fazla şikâyet vermeyebilir. Fakat özellikle dışkılama sırasında fark edilebilecek küçük kanamalara sebebiyet verebilir. Kan, parlak ve kırmızı renktedir. Bu evrede şüphelenmeye başlayan hasta, doktor muayenesi sırasında yapılan rektoskopi işlemi ile basur olduğunu anlayabilir.

2. Evre İç Hemoroid

İkinci evre iç basur, oluşum gösterdiği kişide artık rahatsızlık hissi yaratmaya başlamıştır. İçeride şişen yastıkçıkların, hasta tuvalet ihtiyacını gerçekleştirirken bölgeyi zorlamanın ya da ıkınmanın etkisiyle hemoroid memeleri (pakeleri) makatın dışında çıkabilmektedir. Fakat ardından herhangi bir müdahale olmaksızın içeriye girebilmektedir. Bu evrede kanama ile birlikte artık basur memeleri dışarıya çıkmaya başladığı için makat bölgesinde akıntı başlayabilir. Akıntı sebebiyle kaşınan bölge, tahriş olmaya çok müsaittir. Bu evrede ağrılar da hastaya eşlik etmeye başlayabilmektedir.

Hemoroidle İlgili Detaylı Bilgi Almak İçin TIKLAYINIZ

3. Evre İç Hemoroid

Üçüncü evre, ikinci evreden farklı olarak artık dışkılama işlemi sırasında dışarıya çıkan hemoroid memelerinin ancak elle müdahale edilerek içeriye girişinin yapılabildiği evredir. Bu evrede hasta, ıslaklık ve dolgunluk hissini yoğun bir şekilde hisseder. Oldukça rahatsız edici ve ağrılı bir evre olarak tanımlanabilir. Kanama ve kaşıntı şikâyetleri bu evrede de hastanın peşini bırakmaz.

4. Evre İç Hemoroid

Dördüncü evre ise, hastanın günlük yaşam konforunun ciddi anlamda bozulduğu ve klasik gündelik yaşantısında yaptığı eylemlerde zorlanabildiği bir evre olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu evrede, hemoroid pakeleri anüse sığmaz ve makatın dışında sürekli olarak konumlanmış bir şekilde karşımıza çıkar. Elle müdahale bu evrede mümkün değildir. Şiddetli ağrı bu evrenin en öne çıkan şikâyetlerinden biridir. Bununla birlikte kanama, ıslaklık ve dolgunluk hissi, kaşıntı ve tahriş belirtileri bu evrede de gözlemlenebilmektedir.

İç Hemoroid (Basur) Tedavisi

Hemoroid tedavisinin başarılı olabilmesi için öncelikli olarak hemoroid hastalığına sebep olan etkenlerin ortadan kalkması gerekmektedir. Bunun için başta konservatif (koruyucu) tedaviler, proktoloji uzmanı hekimin uyguladığı tedavilerle birlikte yürütülmelidir.

Tedavi Yöntemleri

Günümüzde Hemoroid (basur) tedavisi için hastalara birçok yöntem uygulanmaktadır. Kişide oluşum gösteren hemoroidin evresine, çeşidine (iç – dış hemoroid) ve hastanın sağlık durumuna göre (yaş, kilo, diğer hastalıklar, gebelik vs.) tedavi yöntemleri de değişiklik ve farklılık gösterebilmektedir.

Proktoloji uzmanı bir hekimin uyguladığı tedavi çeşitlerinden önce hastaların kendi kendilerine uygulamaya çalıştıkları bitkisel tedavi yöntemleri de mevcuttur. Hemoroid denilince hastaların birçoğu kantaron yağı gibi bitkisel yağlar ve kürlerle sağlıklarını geri kazanmaya çalışabilmektedir. Lakin internette dolaşan bilgiler ve çevreden edinilen fikirler ile bu tarz yöntemlere girişmek ne yazık ki kişiyi tedavi etmeyecek aksine kişide var olan rahatsızlığın ilerlemesine neden olabilecektir. Bu tarz bitkisel kürlerin kullanımı sadece kısa süreliğine hastanın şikâyetlerinin azalmasında fayda sağlayabilecektir.

Asıl tanı ve tedavi ise Proktoloji uzmanı bir hekim tarafından hastanın durumuna göre uygulanmalıdır. Bu noktada doktorların günümüzde uyguladığı birden fazla tedavi şekli ve yöntemi bulunmaktadır. Özellikle hem başarı oranı açısından hem de hastanın daha konforlu bir iyileşme süreci geçirmesi açısından lazer ile tedavi tercih edilebilen bir yöntem olmaktadır. Öyle ki uygulanan lazer yönteminin hemoroid memelerine derinlemesine etki etmesi sonucu hızlı ve kanamasız bir şekilde hemoroid rahatsızlığından çoğunlukla hastalar kurtulabilmektedir.

İç hemoroid tedavisinde kullanılan bir başka yöntem ise bant ligasyon ya da lastik bant yöntemi ile bağlamadır. Bu tedavi de dışarıya sarkmış olan ve kanamaya yol açan hemoroid memelerinin tedavi edilmesinde uygulanabilir.

Radyofrekans yöntemi de bir diğer ameliyatsız tedavi yöntemidir. Çoğunlukla 1. Ve 2. Derece iç basur oluşumlarının tedavisinde uygulanabilir.

Klasik cerrahi yöntemler ile yapılan tedaviler yukarıda bahsi geçen ameliyatsız tedavilere kıyasla daha az tercih edilmektedir. Diğer yöntemlere kıyasla, klasik cerrahi ameliyat yönteminde iyileşme süresi oldukça uzamakla birlikte hasta biraz daha sancılı ve ağrılı bir dönemi atlatmak zorunda kalabilir. Klasik cerrahi yöntemle yapılan ameliyatlı tedavide hemoroid pakelerinin kesilip alınarak bölgenin tedavi edilmesi amaçlanır.

Koruyucu Tedaviler

Hemoroid hastalığı, anüste oluşan baskı sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu noktada kişinin kabızlık yaşıyor olması büyük bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple dışkı alışkanlıklarının düzenlenmesi oldukça önem arz etmektedir. Kişinin tuvalette geçirdiği vakti kısa tutması, tuvalette oturma süresini 5 dakikadan uzun tutmaması ve muhakkak günde 1 kere tuvalete çıkması, kabızlık oluşumunun engellenmesine yardımcı olacaktır. Kabızlık oluşumunun önüne geçilerek anüs bölgesindeki ıkınmanın etkisiyle oluşan baskı da azalacak ve hemoroid memelerinin makattan dışarı sarkmasının önüne geçilebilecektir.

Temizlik her hastalığın önüne geçmekte büyük bir etkendir.Gerekli hijyen koşullarının sağlanması ile bölgenin iyileşme hızı artabilir. Bununla birlikte hassas bir yapıda olan anüs bölgesinin tahriş edilmeden temizlenmesi gerekmektedir.

Doktorların da tavsiye ettiği oturma banyosu, günde 2-3 kez yaklaşık 10 dakika süre ile soğuğa yakın ılık su kullanılarak yapılmalıdır.

Yemek düzenin ve yemek menüsünün içeriğinin düzenlenmesi de bu noktada oldukça gerekli olacaktır. Lifli yiyecekler, bol meyve ve sebze ayrıca günlük 2,5 – 3 litrelik su alımı da tedaviden sonraki süreçte kabızlığın önüne geçmek için büyük fayda sağlayacaktır.



Proktoloji Merkezi





444 8 623




Copyright 2020 © Telif Hakları Avrupa Cerrahi Sağlık Merkezi Limited Şirketine Aittir


Open chat
Whatsapp Canlı Destek
Powered by